<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam Bilgi</title>
	<atom:link href="http://www.islambilgi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islambilgi.com</link>
	<description>İslami bilgiler,dini bilgiler,namaz vakitleri,zekat bilgileri ,hac bilgileri,ehli sünnet alimleri,evliya filmleri,</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Mar 2012 18:36:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Kefaret bayrama rastlarsa</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/kefaret-bayrama-rastlarsa.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/kefaret-bayrama-rastlarsa.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 18:36:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4750</guid>
		<description><![CDATA[Sual: İlmihal yazan biri, (Kefaret orucu bayramlara rastlasa da, kefarete devam edilir) diyor. Bayram günü tutulan kefaret orucu sahih olur mu? CEVAP Belki millî bayram denilen günleri kastetmiş olabilir. Kefaret orucu olsun, nafile, adak veya kaza orucu olsun, Ramazan Bayramının &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/kefaret-bayrama-rastlarsa.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual: </strong>İlmihal yazan biri,<strong> </strong>(Kefaret orucu bayramlara rastlasa da, kefarete devam edilir) diyor. Bayram günü tutulan kefaret orucu sahih olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Belki millî bayram denilen günleri kastetmiş olabilir. Kefaret  orucu olsun, nafile, adak veya kaza orucu olsun, Ramazan Bayramının  birinci, Kurban Bayramının da dört günü oruç tutmak haramdır. Din  kitaplarında bildiriliyor ki:<br />
Kefaret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özürle veya bayram günlerine  rastlamak sebebiyle bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden altmış  gün tutmak lazım olur. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden  başlaması lazım olur. Kadın, hayz ve nifas sebebiyle bozunca, peş peşe  altmış gün tutamayacağı için, yeniden başlamaz. Temizlenince geri kalan  günleri tutarak, altmışı tamamlar. Yemin kefaretinde ise, üç gün peş  peşe tutulacak orucu bu sebeple bozan kadının da, üç günü, yeniden  tutması lazım olur, çünkü peş peşe üç gün oruç tutabilir. Recebin  birinci günü, kefaret orucuna başlayıp, Şaban ayının sonunda, altmış  günü tamam olmasa, üç günlük [104 kilometreden fazla] yola gitmeye niyet  ederek vatanından çıkar. Seferdeyken, Ramazanın birinci günü, kefaret  orucuna niyet ederse kefareti sahih olur.<strong> (Eşbah)<br />
</strong><br />
Seferde oruç tutmayıp kazaya bırakmak caiz olduğu için, böyle bir usulle caiz olur.</p>
<p>Oruç tutulması yasak edilen günlerde vacib orucun edası caiz değildir. <strong>(Kuhistani)</strong></p>
<p>Bir kimse, seferde ve hastalık günlerinde oruç tutmuş olsa, geçerli  sayılır; [bayram gibi] oruç tutulması yasak edilen günlerde oruç tutarsa  geçersizdir. <strong>(Redd-ül muhtar)</p>
<p>Belaya sevinmek<br />
Sual:</strong> Bir hadis-i şerifte, <strong>(Bir kimse, sevmediği birisine belâ, sıkıntı geldiği için sevinirse, Allah bu kimseye de bu belâyı verir)</strong> buyurulmaktadır. Fâsıklara, sapıklara ve gayrimüslimlere gelen belalara sevinmek de bu hadis-i şerife dâhil midir?<br />
<strong>CEVAP</strong><strong><br />
</strong>Evet, dâhildir. Kâfire bile gelen belâya sevinmek, doğru  değildir. Daha ölmeden, dünyadayken bu belâya düçar olur. Zâlimler  hariç, insanlara gelen belâya sevinmek, <strong>(Oh, iyi oldu)</strong> demek caiz değildir, fakat zâlime belâ gelirse, sevinmek caiz olur.  Zâlim Ebu Cehil ölünce, Peygamberimiz sevinmiş, şükür secdesinde  bulunmuştur. Bir zâlim ölünce, sevinmenin caiz olması, mazlumların  zulümden kurtulması içindir. Zâlime bir belâ gelirse, belki ibret alır  da, zulümden vazgeçebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/kefaret-bayrama-rastlarsa.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayakta su içmemeli</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ayakta-su-icmemeli.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ayakta-su-icmemeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Mar 2012 04:52:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4748</guid>
		<description><![CDATA[Sual: İslam Ahlakı kitabındaki bir hadiste, (Ayakta su içmeyin, vücuda zararlıdır) deniyor. Tıp, bunu tasdik ediyor mu? CEVAP Tıp bildirmese de, dinimizin bildirdiklerine uymak gerekir. Bir uzman doktor diyor ki: Midenin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta içilen su, &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ayakta-su-icmemeli.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> <strong>İslam Ahlakı</strong> kitabındaki bir hadiste, <strong>(Ayakta su içmeyin, vücuda zararlıdır)</strong> deniyor. Tıp, bunu tasdik ediyor mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Tıp bildirmese de, dinimizin bildirdiklerine uymak gerekir. Bir  uzman doktor diyor ki: Midenin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu  farklıdır. Ayakta içilen su, doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına  geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında, mide caddesi denen bir  oluk bulunur. Sıvı gıdalar, bu yolu takip eder, zaten devamlı küçük bir  açıklığı olan mide çıkışından onikiparmak bağırsağına geçer. Sıvı  oturarak içilirse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak  mikropları ölür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer. Böyle oturarak  su içen, birçok intaniye hastalığından korunmuş olur. Sıvıları ayakta  içen, bu tehlikeye daha fazla maruz kalır.<strong> </strong></p>
<p><strong>Gündüz yatarken<br />
Sual:</strong> Gündüz kaylule için yatarken veya sabah namazını kılıp  biraz daha yatayım denince, gece yatarken olduğu gibi, yatağa abdestli  girmek ve dua okumak şart mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Gece yatarken de, abdestli yatmak ve dua okumak şart değildir,  ama imkân varsa ihmal edilmemeli. Gündüz yatınca ölmeyeceğimiz belli mi,  bir garantimiz var mıdır? Gündüz uykuya yatarken de, mümkünse abdestli  olmaya ve az da olsa dua okumaya çalışmalı. Yatağa besmele çekerek  girmeli, hiç değilse, bir kelime-i tevhid okumalıdır.</p>
<p><strong>Horozdan adak olur<br />
Sual:</strong> Tavuktan, horozdan kurban olmaz, ama adak da mı olmaz?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Adak olur elbette. Kurban olmaz demek, adak da olmaz demek  değildir. Adakta, yapılması adanan şeyin, farz veya vacib olan bir  ibadete benzemesi ve başlı başına bir ibadet olması gerekir. Mesela  sadaka vermek nafile bir ibadettir, ama farz olan zekâta benzediği için  adak olabilir. Canlı tavuk, horoz adamak caiz olduğu gibi, kesip etini  fakirlere yedirmek de adanabilir. Hattâ bir yumurta bile adamakta mahzur  yoktur. Adak fakirlere verilir.</p>
<p><strong>Ezan duası </strong><br />
<strong>Sual:</strong> Sünnete uygun okunan ezandan sonra, hangi dua okunur?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şu dua okunur: <strong>(Allahümme rabbe  hâzihid-da’vetit-tâmmeti vessalâtil kâimeti âti Muhammedenil vesîlete  vel fadîlete ved-dereceter-refî’ate veb’ashu mekâmen mahmûdenillezî  vaadtehu inneke lâ tuhlifül mîâd.)</p>
<p>Namazda kıraat<br />
Sual: </strong>Namazda kendi işitecek kadar sesli okumak farz mıdır?<strong><br />
CEVAP</strong><strong><br />
</strong>Üç mezhepte, kendi işitecek kadar sesli okumak farzdır. Mâlikî’de farz değil, müstehabdır. <strong>(İslam Ahlakı)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ayakta-su-icmemeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hak borcu affedilmez</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hak-borcu-affedilmez.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hak-borcu-affedilmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 20:44:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4744</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Bir arkadaş, özel şirkette çalışırken, patronun gıybetini yapıp, şirketin para ve bazı mallarını çalıyormuş. Bir gün yakalanmış. Nasıl affettirmişse kendini affettirmiş, mahkemeye gitmekten kurtulmuş. Ayrıca bu işin dinen bir sorumluluğu var mı diye soruyor. CEVAP Anlattığınıza göre, gıybet ve &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hak-borcu-affedilmez.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Bir arkadaş, özel şirkette  çalışırken, patronun gıybetini yapıp, şirketin para ve bazı mallarını  çalıyormuş. Bir gün yakalanmış. Nasıl affettirmişse kendini affettirmiş,  mahkemeye gitmekten kurtulmuş. Ayrıca bu işin dinen bir sorumluluğu var  mı diye soruyor.<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Anlattığınıza göre, gıybet ve hırsızlık etmiş. Bunları hak  sahibi helâl etse de, haram işlenmiş oluyor. Yani patronun affetmesiyle,  günahtan kurtulmuş olunmuyor. Bir kimse, birinin şarabını çalıp içse, o  kişi helâl etse de, hırsızlık ettiği ve şarap içtiği için, Allahü  teâlâdan da af dilemesi gerekir. Ceza kanunlarında bile, hırsızı mal  sahibi affetse de, hırsızlıktan kamu davası açılıyor, suçu sabit  görülürse, mal sahibinin affetmesine bakılmadan hırsız cezalandırılıyor.</p>
<p>Demek ki, hırsızlık edeni patron affetse de, tevbe etmemişse günahları  affolmaz. (Patron görmezse yine çalarım) diyorsa günahı devam eder.</p>
<p><strong>Şeker de zararlı mı?<br />
Sual:</strong> Sigaranın zararlarını bildiren bilim adamları, şimdi de  şekerin zararlarını saymakla bitiremiyorlar. British Medical Journal’da  yayımlanan bilimsel bir makalede, şekerin yüze yakın zararı sayılarak,  (Şeker, sigara kadar tehlikeli olup, uyuşturucu sınıfına sokulması  gerekir) deniyor. Bu kadar çok zararı olan şekeri yemek de haram olmaz  mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şeker de, diğer zararlı gıdalar gibi, herkese aynı ölçüde tesir  etmez. Şeker hastasına zararı ile diğer insanlara olan zararı aynı  olmaz. Her şeyin çoğu zararlı olduğu gibi, şekerin de çoğu zararlı  olabilir. Zarar vermeyen miktarda şeker yemek haram olmaz. Sigara da  böyledir. Zarar verirse haram olur.</p>
<p><strong>Tek başına imama uymak<br />
Sual:</strong> Müezzinin arka kısımda yeri var. Orada tek başına veya bir iki kişiyle imama uyması mekruh olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Büyük veya küçük camilerde, müezzinin yanında bir kişi varsa namazı mekruh olmaz. Tek başına durması mekruh olur.</p>
<p><strong>Yahya kitabı tut<br />
Sual:</strong> Mızraklı İlmihal’de, (Yahya adlı kimseye, <strong>“Ya Yahya! Huz-il-kitabe=Yahya, kitabı tut!” </strong>demek küfür olur) deniyor. Kitabı tutmak niye küfür oluyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Bu ifade, Meryem sûresinin 12. âyetinin başıdır.<strong> </strong>Böyle Kur’an lafzıyla söylemekle, Kur’an-ı kerim hafife alınacağı ve oyuncak hâline getirileceği için küfür oluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hak-borcu-affedilmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namazı vaktinde kılmalı</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/namazi-vaktinde-kilmali.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/namazi-vaktinde-kilmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 16:45:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>
		<category><![CDATA[günahta ısrar etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Hurmet-i müsahere]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbi mühürlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmak caiz midir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4741</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Evinde yalnız kılan kimse, namazları müstehab olan vakitlerinde mi kılmalı? Sabah namazını, camide cemaatle kılındığı vakte kadar geciktirmek uygun olur mu? CEVAP Uygun olmaz. O vakitler, cemaatle kılanlar içindir. Yalnızken, her namazı vakti girer girmez kılmaya gayret etmeli. Çünkü &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/namazi-vaktinde-kilmali.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Evinde yalnız kılan kimse,  namazları müstehab olan vakitlerinde mi kılmalı? Sabah namazını, camide  cemaatle kılındığı vakte kadar geciktirmek uygun olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Uygun olmaz. O vakitler, cemaatle kılanlar içindir. Yalnızken,  her namazı vakti girer girmez kılmaya gayret etmeli. Çünkü namaz ne  kadar geç kılınırsa, sevabı o kadar azalır. İkindi ve yatsı  namazlarındaysa, İmam-ı azamın kavline uymaya çalışmalı. Namazı kılmadan  vakti çıkarsa, çok büyük günah olur. Kaza etmekle, bu günah affolmaz.  Yalnız borç ödenir. Bu günahı affettirmek için, tevbe-i nasuh yapmak  veya hacc-ı mebrur yapmak lazımdır. <strong>(Redd-ül-muhtar)</strong></p>
<p><strong>Hurmet-i müsahere<br />
Sual:</strong> S. Ebediyye’de, (Bir babayla kızı arasında hurmet-i  müsahere hâsıl olursa, kızın anasıyla yani adamın hanımıyla adam  arasındaki nikâh bozulmaz. Kadın başkasıyla evlenemez. Adamın, bu kadını  boşaması lazım olur. Bu kadınla evli kalması ebedî haram olur) deniyor.  Nikâh bozulmuyorsa, niye haram oluyor? Kadın, o adama haram oluyorsa,  niye başkasıyla evlenemiyor?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kadın, kocasıyla nikâhlı olduğu için, bir başkasıyla evlenemez.  Hurmet-i müsahere olduğu için de, kocasına haram oluyor. Yani kendi  hanımı, artık onun kayınvalidesi durumuna düşüyor, kayınvalidesiyle de,  evli kalması caiz olmaz. Hemen boşaması gerekir.</p>
<p>Bir erkek, bir kadınla zina etse, o kadının annesiyle de, kızıyla da,  evlenemez. O kadının annesi, kaynanası; kadının kızı da kendi kızı  yerine geçiyor.</p>
<p>Böyle bir durum olduğu zaman, evliliği kurtarabilmek için Şâfiî mezhebi  taklit edilir. Çünkü Şafii mezhebinde hurmet-i müsahere yoktur.</p>
<p><strong>Kalbi mühürlenmek<br />
Sual:</strong> Peygamberimiz, <strong>(Üç cumayı mazeretsiz kılmayan) </strong>veya <strong>(Günaha devam eden) </strong>için,<strong> (Kalbi mühürlenir)</strong> buyuruyor. Kalbi mühürlenmek ne demektir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Kalbi mühürlenmek, iyilik yapamaz hâle gelmektir. Hayır,  hasenat ve ibadet yapmak ona zor gelir. Bundan kurtulmak için, tevbe  edip günahlardan kaçmaya çalışmalıdır, çünkü günahta ısrar etmek, insanı  küfre kadar sürükler.</p>
<p><strong>Tüp bebek<br />
Sual:</strong> Tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olmak caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Materyaller, evli karı kocadan alınır ve haram işlemeden yapılırsa caiz olur. <strong>(İ. Ahlakı)<br />
</strong>Bu işi erkek doktora yaptırmak caiz olmaz, çünkü hem çocuk sahibi olmak zaruret değil, hem de kadın doktor bulma imkânı vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/namazi-vaktinde-kilmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazret-i Yezdan</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hazret-i-yezdan.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hazret-i-yezdan.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 18:38:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4737</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Yezdan, Zerdüştlerin iyilik tanrısına verdikleri isimmiş. Bu durumda mehter marşında geçen, (Kur’anda zafer vaat ediyor, Hazret-i Yezdan!) ifadesi uygun mu? CEVAP Mahzuru yoktur. Eski İran’ın en büyük dini olan ateşe tapınmayı kuran Zerdüşt, putların arasından Yezdan ve Ehremen isminde &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hazret-i-yezdan.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Yezdan, Zerdüştlerin iyilik tanrısına verdikleri isimmiş. Bu durumda mehter marşında geçen, <strong>(Kur’anda zafer vaat ediyor, Hazret-i Yezdan!)</strong> ifadesi uygun mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Mahzuru yoktur.<br />
Eski İran’ın en büyük dini olan ateşe tapınmayı kuran Zerdüşt, putların  arasından Yezdan ve Ehremen isminde iki uknum tayin etti. Yezdan iyilik  tanrısı, Ehremen ise, kötülük tanrısı veya Yezdan’ın nur, aydınlık;  Ehremen’in de zulmet, karanlık olması gibi, misli görülmemiş bâtıl bir  itikad [inanç] ortaya koydu. <strong>(Cevap Veremedi kitabı)</p>
<p></strong>Yezdan; ilah, mevlâ demektir. Onlar bu güzel ismi taptıkları şeye koymuşlar. Bundan dolayı <strong>Yezdan </strong>isminin kötü olması gerekmez. Putlarına <strong>Mevlâ</strong> ismini de koyabilirlerdi. Bu durumda <strong>Mevlâ </strong>isminin de kötü olması gerekmezdi.<strong></p>
<p>İki kere fatiha okumak<br />
Sual: </strong>Namazda vacibin tekrarında secde-i sehv gerekiyor.  Fâtiha’yı bir defa zamm-ı sûreden önce, bir de zamm-ı sûreden sonra  okumak secde-i sehvi gerektirir mi?<strong><br />
CEVAP<br />
</strong>Gerektirmez, çünkü orası kıraat [okuma] yeridir. Fâtiha peş  peşe iki kere okunursa, vacib tekrar edildiği için secde-i sehvi  gerektirir. Eğer farzların son iki rekâtında, Fâtiha peş peşe iki kere  okunsa, orada Fâtiha okunması, vacib olmadığı için, secde-i sehv  gerekmez. Farzların son iki rekâtında, zamm-ı sûre okunmaz. Okunursa  veya peş peşe iki kere okunsa, secde-i sehv gerekmez, çünkü orada zamm-ı  sure okumak vacib değildir. <strong>(Redd-ül muhtar)</p>
<p>Niyeti unutan<br />
Sual: </strong>Mâlikî mezhebini taklit eden kimse, gusülde veya  abdestte, Mâlikî mezhebine uymayı yahut hem buna, hem de gusle veya  abdeste niyet etmeyi unutursa, gusül veya abdest bittikten sonra veya  3-5 gün sonra hatırlasa, hatırladığı zaman, (Bu abdesti, guslü Maliki’ye  göre aldım) diye niyet ederse, sahih olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, sahih olur.<br />
<strong><br />
Sual: </strong>S. Ebediyye’de, <strong>(Guslettikten sonra, tekrar abdest almak mekruhtur. Abdest bozulmadan, başka yerde almak caizdir)</strong> deniyor. Başka yerde almaktan maksat nedir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Guslettiği yerde değil de, başka yerdeki lavaboda abdest almak demektir. Böyle olursa, mekruh olmaz.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Âyet veya sûre okuduktan sonra, <strong>Sadakallahülazîm</strong> demek şart mıdır?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Şart değildir, fakat söylemek iyi olur.<br />
<strong><br />
Sual:</strong> Çocuk doğmadan akika kesmek ve sadaka-i fıtrını vermek gerekir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, gerekmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/hazret-i-yezdan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ha-mim’lerin şefaati</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ha-mim%e2%80%99lerin-sefaati.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ha-mim%e2%80%99lerin-sefaati.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 20:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4734</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ha-mim sûrelerini okuyan cennetlik olur deniyor. Öyle bir şey var mı? CEVAP Sadece Ha-mim’ler değil, Kur’an-ı kerimin her sûresi şefaat eder. İki hadis-i şerif meali şöyledir: (Allah indinde Kur’andan daha üstün şefaatçi yoktur. Ne Peygamber, ne melek, ne de &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ha-mim%e2%80%99lerin-sefaati.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sual:</strong> Ha-mim sûrelerini okuyan cennetlik olur deniyor. Öyle bir şey var mı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Sadece Ha-mim’ler değil, Kur’an-ı kerimin her sûresi şefaat eder. İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Allah indinde Kur’andan daha üstün şefaatçi yoktur. Ne Peygamber, ne melek, ne de başkası.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Kur’an okuyun! Çünkü kıyamette şefaat eder.)</strong> [Müslim]</p>
<p>Kur’an-ı kerimin şefaat ettiği kimse de elbette cennetlik olur. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<strong>(Ha-mim’ler yedidir. Cehennemin kapıları da yedidir. Her biri  Cehennemin bir kapısına gelip bekler, “Ya Rabbi, bana inanıp da beni  okuyanı bu kapıdan sokma!” der.)</strong> [Beyheki]</p>
<p>Bu hadis-i şerifler şartsız bildirildiği için, şartlarını da bilmek  gerekir. İlk önce, Kur’an-ı kerimi okuyanın Ehl-i sünnet bir Müslüman  olması şarttır. Gayrimüslim veya bid’at ehliyse, hiç faydası olmaz.  Bid’at ehlinin ve diğer sapıkların okuması, kendi aleyhlerine delil  olacaktır. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<strong>(Kur’an-ı kerim okuyanlarına, ya şefaat edecek veya düşman olacaktır.)</strong> [Müslim]</p>
<p>Kur’an-ı kerim, okuyanlarına niye düşman olacak? Çünkü Kur’an-ı kerim  okuyanın, okuduğuna inanması ve onunla amel etmesi şarttır. İnanmayana  ve bid’at ehline şefaat etmez, aksine hadis-i şerifte bildirildiği gibi  düşman olacaktır.</p>
<p>Şartsız bildirilen hadis-i şerifleri okuyunca, şartsız kabul etmek yanlış olur. Mesela, <strong>(Cömert, Cennete girer)</strong> hadis-i şerifi de şartsız bildirilmiştir, yani bazı şartları var  demektir. Bu şartlarından en önemlisi, imanlı ve Ehl-i sünnet itikadında  olmaktır. İmansız, cömert olsa da Cennete giremez.</p>
<p><strong>İlmi yaymak cihaddır<br />
Sual: </strong>Ehl-i sünnet kitaplarını dağıtarak ilmi yaymak, cihad için verilen sevaba kavuşturur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, kitap dağıtarak dini yaymak günümüzün cihadıdır ve bildirilen faziletlere kavuşturur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(İlim öğrenenle öğreten, sevabda ortaktır.)</strong> [Hatîb]</p>
<p>Hattâ ilim öğretmek, ilim öğrenmekten daha sevabdır. İlim öğrenenin ve  öğretenin rızkına Allahü teâlâ kefildir. İki hadis-i şerif meali  şöyledir:<br />
<strong>(İlim öğrenmeye çalışanın rızkına Allah kefildir.)</strong> [Deylemî, Hatîb]<br />
<strong>(Cihada sarılın ki, sıhhat bulasınız ve zenginleşesiniz.)</strong> [İ. Adiy]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/ha-mim%e2%80%99lerin-sefaati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toprağın altında ne var?</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/topragin-altinda-ne-var.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/topragin-altinda-ne-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 13:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4731</guid>
		<description><![CDATA[Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Bu dünya âhiret için yatırım yeridir. İnsan bu dünyada ne ekerse, âhirette onu biçer. Âhirette herkes pişman olacak, ama o pişmanlığı fayda vermeyecek. Peygamber efendimiz, hiç kimseye dünyayı kazanmanın yollarını bildirmemiştir. Bir defasında Eshab-ı kiram, &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/topragin-altinda-ne-var.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:</strong><br />
Bu dünya âhiret için yatırım yeridir. İnsan bu dünyada ne ekerse,  âhirette onu biçer. Âhirette herkes pişman olacak, ama o pişmanlığı  fayda vermeyecek. Peygamber efendimiz, hiç kimseye dünyayı kazanmanın  yollarını bildirmemiştir. Bir defasında Eshab-ı kiram, hurma aşılamayı  sordular. <strong>(Deneyin, tecrübe edin, hangisi daha çok veriyorsa öyle yapın!) </strong>buyurdu.<strong> </strong>(Ben sizin dünyanızı mamur etmek için değil, ateşte yanmamanız yani âhireti kazanmanız için gönderildim) demek istedi.</p>
<p>Âhirete giden iki yol var. Hangisinden istersek gidebiliriz, tercih bize  bırakılmıştır. Eğer Allahü teâlânın rızasını kazanmak, Onun emir ve  yasaklarına uymak, Onun iyi kullarıyla beraber olmak gayretinde olursak,  kişi sevdikleriyle beraber olacağı için, biz de âhirette onlarla,  Allahü teâlânın razı olduğu yerde buluşuruz. Aksine, nefsimizin  arzularının peşinde koşarsak, âhirette de, böyle kötülerle beraber  oluruz.</p>
<p>Nefsin gıdası, her çeşit haramlardır. Dünyada nefsin arzularına kavuşmak  için, şehvet, servet ve şöhret var, ama bunun akıbeti, dünyada rezalet,  âhirette felakettir.</p>
<p>Cehennem ateşi, en şiddetli dünya ateşinden yetmiş kat daha şiddetlidir.  Oradan dünyaya bir kıvılcım gelse, her şeyi yakıp kül eder. Hâlbuki  parmağımızı bir kibrit ateşine tutamayız. İnsan, <strong>sonsuz</strong> ne demek düşünebilse, korkudan beyni akar. Cennetin de, Cehennemin de  sonu yok. Üç günlük ömür, beş günlük saltanat için böyle bir saadeti  terk etmemeli, kendimizi böyle bir felakete atmamalı. Atan, nefsinin  arzusu için atmış olur. Yani Allah’ın düşmanına <strong>(Peki)</strong>, Allah’a ve Onun dostlarına<strong> (Hayır)</strong> demiş olur. Âhirette, (Kime çalıştıysan, git ücretini ondan iste!)  derler. Onun için tercih iyi yapılmalı, sonra pişman olmamalı.</p>
<p>Behlül Dânâ hazretleri, Halife Harun Reşid’e <strong>(Bil bakalım! Toprağın altında en çok ne var?)</strong> diye sorunca, (Ölü var!) der. <strong>(Bilemedin)</strong> deyince, (Peki ne var?) diye sorar. O da şöyle der:<br />
Gelen sesleri duymuyor musun? Salihler, (Keşke biraz daha ibadet  etseydik, şu yüksek makamlara biz de sahip olsaydık) diyorlar.  Günahkârlar azap içinde, (Keşke şu günahları işlemeseydik) diye feryat  ediyorlar. Kâfirlerin feryatları ise dayanılacak gibi değil, çok  şiddetli azap içindeler. (Keşke bir kelime-i şehadet getirseydik,  Rabbimize iman etseydik) diye feryat ediyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/topragin-altinda-ne-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keramet ve istidrac</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/keramet-ve-istidrac.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/keramet-ve-istidrac.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 17:20:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4727</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Olağanüstü hâlleri görülen her kimseye, mesela, deniz üstünde yürüyen bir şeyhe keramet sahibi denir mi? CEVAP Olağanüstü hâller bazılarında görülebilir. Deniz üstünde yürüyen kişi, eğer peygamberse, bu hâline mucize, evliya ise keramet, fâsık veya bid’at ehliyse istidrac, kâfirse sihir &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/keramet-ve-istidrac.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma; color: #0000ff; font-size: medium;"><strong><br />
</strong> </span></p>
<p><strong>Sual: </strong>Olağanüstü hâlleri görülen her kimseye, mesela, deniz üstünde yürüyen bir şeyhe keramet sahibi denir mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Olağanüstü hâller bazılarında görülebilir. Deniz üstünde yürüyen kişi, eğer peygamberse, bu hâline <strong>mucize</strong>, evliya ise <strong>keramet</strong>, fâsık veya bid’at ehliyse <strong>istidrac</strong>, kâfirse <strong>sihir</strong> denir. Demek ki, her olağanüstü hâli görülen kimseye keramet sahibi  demek yanlış olur. Çok kimse, istidraçla kerameti ayıramadığı için  sapıkların kurbanı oluyor.</p>
<p>Tarikat şeyhi denilen kimse, Ehl-i sünnet değilse, denizde yürüse,  havada uçsa, ağzına ateş alsa, böyle hâller, istidrac veya sihirdir.  Onun için uçan herkesi evliya sanmamalı. Ehl-i sünnet olup olmadığına,  dinimizi, fıkıh bilgilerini, helâli haramı bilip bilmediğine bakmalı.  Bundan dolayı, ilk önce, Ehl-i sünnet itikadını ve ilmihâl bilgilerini  iyi öğrenmeli. Bunları bilen kimse, bid’at ehli şeyhlerin tuzağına  düşmekten kurtulur. <strong></p>
<p>Günahlar unutturulur<br />
Sual:</strong> Tevbe ettiğimiz bir günah, ahirette yine karşımıza çıkar mı?<strong><br />
CEVAP<br />
</strong>Hayır, tevbe eden hiç günah işlememiş gibi olur. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Allahü teâlâ, tevbe edenin günahlarını, yazıcı meleklerine  unutturduğu gibi, kulun kendi organlarına ve dünyada bunu bilenlere de  unutturur. O kimse, Allahü teâlâya kavuşunca, artık silinmiş günahından  dolayı aleyhine şahitlik edecek kimse kalmaz.) </strong>[İ. Asakir]</p>
<p><strong>Yaşlılarda halvet<br />
Sual:</strong> Yaşlı erkekle yaşlı kadının, beraber yolculuğa çıkmaları ve yalnız bir odada kalmaları günah olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Yabancı kadınla, bir yerde yalnız kalmaya <strong>halvet </strong>denir ki, haramdır. Fakat ihtiyar kadınla müsafeha etmek ve yalnız kalmak caiz olur. <strong>(S. Ebediyye)</strong><br />
Çok ihtiyar kadınla, ihtiyar erkek sefere çıkabilir ve yalnız kalabilir. <strong>(Eşbah)</p>
<p>Eşarba mesh etmek</strong><br />
<strong>Sual: </strong>Kadın olarak, dışarıda abdest alırken, saçımızın görünmemesi için, eşarbın üstüne mesh etmek caiz olur mu?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Hayır, caiz olmaz. Hanefi’de başın tamamını mesh etmek sünnet,  dörtte birini mesh etmekse farzdır. Bunun için, eşarbı çözmeden, saçlar  görünmeden dörtte birini mesh etmek gerekir. Mesela başın arka kısmı da  mesh edilebilir. Maliki’yi taklit edenin başının tamamını mesh etmesi  farzdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/keramet-ve-istidrac.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüleri yıkamak</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/oluleri-yikamak.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/oluleri-yikamak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 19:01:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4723</guid>
		<description><![CDATA[Sual: Ölüleri yıkamak, önceki dinlerde de var mıydı? CEVAP Evet, ölüleri yıkamak her dinde vardı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Âdem aleyhisselam vefat edince melekler Cennetten hanut ve kefen getirip su ve sedir yaprağıyla yıkadılar. Üçüncüsünde kâfur koydular. Üç parça &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/oluleri-yikamak.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma; color: #0000ff; font-size: medium;"><strong><br />
</strong> </span></p>
<p><strong>Sual: </strong>Ölüleri yıkamak, önceki dinlerde de var mıydı?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, ölüleri yıkamak her dinde vardı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<strong>(Âdem aleyhisselam vefat edince melekler Cennetten hanut ve  kefen getirip su ve sedir yaprağıyla yıkadılar. Üçüncüsünde kâfur  koydular. Üç parça kefenle kefenleyip namazını kıldılar. Lahd yapıp  defnettiler. Sonra çocuklarına dönüp, </strong>&#8220;Ey Âdemoğulları, ölülerinize işte böyle yapın&#8221;<strong> dediler.) </strong>[Fetava-i Fıkhiyye]</p>
<p><strong>Çalgı bulunan yerde<br />
Sual:</strong> Çalgı aleti veya bilgisayar bulunan odada namaz kılmak caiz midir?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Din kitaplarımızda deniyor ki:<br />
Çalgı aleti bulunan odada namaz kılmak mekruh olur. <strong>(Tergib-üs-salat, Nisab-ül-ahbar)</p>
<p></strong>Çalgı da dinlenen ve bakması haram olan resimlere de bakılan cihazlar çalgı aleti gibidir. <strong>(S. Ebediyye)<br />
</strong><br />
Şu halde, radyo, TV, bilgisayar, video gibi aletlerde çalgı çalınıyorsa  veya bakması haram olan resimler, görüntüler bulunuyorsa çalgı aleti  gibidir. Orada kılınan namaz mekruh olur.</p>
<p>Bu aletlerle hiç çalgı çalınmıyorsa veya bakması haram olan resimler  bulunmuyorsa, bu aletlerin bulunduğu odada namaz kılmak mekruh olmaz.</p>
<p><strong>Büyüklere hizmet<br />
Sual:</strong> Büyüklere hizmet edip onların rızalarını alanlar Cennete gider mi?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Evet, Allah&#8217;ın sevgili kulları olan büyük zatlara hizmet elbette daha çok sevabdır. Şu olay bunu gösteriyor:<br />
Bir Müslümanın hesabı görülüyor, günahları çok, sevapları az geliyor.  Tam Cehenneme gönderilecekken, bir küçük torba sevap hanesine geliyor ve  birden sevap tarafı ağır geliyor. Yalnız Müslüman merak ediyor, (Bu  nedir, ben hangi iyiliği işledim ki böyle beni cennetlik yaptı?) diye  meleklere soruyor. Torbayı açıp bakıyorlar ki, iki kürek toprak.  Melekler de (Bu neyin nesi, biz de bilmiyoruz, Allahü teâlâya soralım)  diyorlar ve arz ediyorlar. Allahü teâlâ buyurur ki:<br />
<strong>(O, benim veli bir kulum defnedilirken kabrine iki kürek toprak  atmıştı. Benim sevgili kulumu seven, ona iyilik eden bir kulumu hiç  Cehenneme sokar mıyım?)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/oluleri-yikamak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niyetin önemi</title>
		<link>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/niyetin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/niyetin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 16:24:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Sohbeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islambilgi.com/?p=4720</guid>
		<description><![CDATA[Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Peygamber efendimiz, (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruyor. Ölünce herkes pişmanlık duyacak. Pişmanlığı az olana ne mutlu! Çünkü müminin, işlediği amellerin sevabından mahrum kalması, en büyük kayıptır. Mesela davet edildiği yemeğe sadece karın doyurmak için giden &#8230; <a href="http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/niyetin-onemi.html">Okumaya devam et <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma; color: #0000ff; font-size: medium;"><strong><br />
</strong> </span></p>
<p><strong>Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:</strong><br />
Peygamber efendimiz, <strong>(İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) </strong>buyuruyor.  Ölünce herkes pişmanlık duyacak. Pişmanlığı az olana ne mutlu! Çünkü  müminin, işlediği amellerin sevabından mahrum kalması, en büyük  kayıptır. Mesela davet edildiği yemeğe sadece karın doyurmak için giden  sevab alamaz, fakat mümin kardeşinin davetine icabet etmenin sünnet  olduğunu düşünerek giden, çok sevab kazanır. Onu sevindirmek, ikram  ettiği helal rızıkları yiyip, bunlardan hâsıl olacak kuvvetle ibadet  etmek gibi başka niyetler de olursa, her niyet için ayrı sevab  kazanılır. Müminin hayat boyunca kazandığı kâr veya zarar [sevab veya  günah], niyetinin hâlis olup olmadığına bağlıdır.</p>
<p>Bütün insanları perişan ve helak eden iki şey, servet ve şöhrettir.  Herhangi bir iş, şöhret için yapılırsa, büyük felakettir. Allah’ın  dinine ve kullarına hizmet niyetiyle yapılırsa saadet olur. Servet de,  iyi niyetle elde edilmezse felakete sebep olur.</p>
<p>Dünyada iki gram altın için, iki ton toprak elenir. Âhirette de  böyledir. Niyet, altın gibidir. Çok olmasa da, amel ihlâslı olmalı.  Çünkü amellerdeki niyete bakılır. Allah için olanlar alınır, diğerleri  atılır.</p>
<p>Kanuni Sultan Süleyman Han, kendi parasıyla Süleymaniye adını verdiği  camiyi yaptırdı. Cami bitince namazlar kılındı. Sultan, hayırlı bir iş  yaptığı için çok sevindi. (İnşallah çok sevab kazandım) diye düşündü. O  gece bir rüya gördü. Terazinin bir kefesinde Süleymaniye Camii,  diğerinde ise bir bakraç yoğurt vardı. Sevab olarak, yoğurt tarafı daha  ağır geliyordu. Uyanınca merak etti, rüyasını Ebussuud Efendiye anlattı,  (Hocam hayırdır inşallah, bu rüyanın tabiri nedir?) diye sordu. O da,  (Bir araştırayım) dedi. Gidip inşaatta çalışan işçilere sordu. Bir  ihtiyar ninenin, çok sıcak bir günde soğuk bir bakraç yoğurt getirip,  (Başka bir şeyim yok, Allah rızası için alın, ayran yapıp için) dediğini  söylediler. Ebussuud Efendi, sultanın yanına gidip durumu anlattı.  Sultan, ihtiyar kadının hâlis niyetine gıpta etti.</p>
<p>Bu yüzden niyet çok önemlidir. Küçük bir şey bile, hâlis niyetle yani  Allah rızası için yapılırsa, dağlar kadar hayırdan daha üstün olur.  Mesela bir talebe, dinini öğrenmeye ve dine hizmet etmeye, Müslümanlara  ve insanlara faydalı olmaya niyet ederek okuluna giderse, her nefesi  zikir olur. Bunun gibi, hâlis niyetle yapılan bütün dünya çalışmaları  âhiret olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islambilgi.com/gunun-sohbeti/niyetin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

